Monday, 28 November 2011

Mermer merdiven





    Pamuksu bir sürtünme gibi kulaklarıma ulaşan viyolonsel sesinin uzayan notalarının yanından geçiyorum. Her kıvrımını gösteren bir çizim harikası ince siyah çoraplı diri bacaklarının arasına aldığı viyolonseli, zarif ve sadık elleriyle çalan kızıl saçlı genç kadın, yalnızca önüne bakarak ilgisizce kalabalığa dokunmaya çalışıyor hayali gerçekleriyle. Metro koridorlarında antagonik kaçtığını düşünsem de, violonsel ve türdeşlerinin klasikal melodileri bu düşüncemi ince bir tül gibi yırtıyor her seferinde karşılaştığımda. Diri bacaklı viyolonseli gözlerim nemlenmeden geride bırakmış, merdivenlerden yukarı, yeryüzüne çıkmaya hazırlanıyordum. Kalabalıkların oturmamış kentliliği, ortak kullanım alanlarında birbirlerine yaklaştıklarında ortaya çıkan çelişik refleksler; çatışmanın insanların birbirlerine yaklaştıklarında ortaya çıkması gerçeği ile ne kadar da örtüşüyordu. Yürüyen merdivene binmiyorum. Hemen yanındaki boş mermer merdivene yöneliyorum. Bu merdivenden sonra bir merdiven daha var. Boş merdivenden ağır adımlarla çıkışıma bakan hareketli merdivenin milleti, aynı yöne kesilmiş bir biletle sürü halinde giden insanoğluna ne kadar da benziyordu. Mermer merdivene uzanan bakışlarda ki tanıyamamazlık Kafka'nın böceği gibi rahatsız edici olsa da, bir biletimin olmaması, istersem merdivenimde durabileceğimi, istersem geri bile dönebileceğimi fısıldıyordu sanki kulaklarıma zaman tanrısı Chronos. Son merdivendeyim. Biraz sonra gökyüzünü göreceğim. Kalabalıktan kurtulma sabırsızlığının arttığı şu saniyelerle başa çıkmak, her seferinde içimde nefessiz bıraktığım birinin başımın üzerinden kafa tasımı yararak çıkacağı hissini yoğunlaştırıyordu içimde. Önce serin havanın yüzümü öper gibi okşayışı ile uyanıyorum. Kış uykusundan kalkan yarasanın kalbi gibi durma noktasından tekrar atmaya, ve sonra kan pompalamaya başlıyorum tüm vücuduma.

Wednesday, 16 November 2011

..





  İncecik bir çatlak... Oradan sızdı sakladığı benzersiz su. Oradan duyduk yüce yeraltı dünyasının kalın sonunu...