Tuesday, 17 January 2012

Hrant'a...



 
O çocuğu tanıyorum,



Üç kuruş kazanacağım diye ömrü boyunca çalışan, it gibi köşe başlarında titreyip sonunda hastalıklara yenilen,



Akşamları kahvede ya da mahallesindeki aynı bakışlı arkadaşlarıyla sohpet için toplanıp, kadının cinsel organından üretilen küfrü her kelimenin sonuna ekleyerek uzun uzun ama çok kısa konuşan,



Gündüzleri "Gaza"ya akşamları da porno ya doyamayan.



Sevgiyi, emir etmek, becermek, sahip olmak, iktidar olmak, otorite olmak, yemek yemek ile karıştıran.



Bu yüzdendir ki, sevdiği için kendini parçalarken, ona sahip olduğunda da gözü kayan.



On bir yaşında "büyüğü" tarafından, oyuncak diye "silah" alınan,



Ne için ölüp ne için yaşaması gerektiğine dair "Eğitilen"



Tasmasını otuz yaşına kadar babacı, dayıcı, devletçi, askerci; baba, dayı, devlet, asker tutarken, otuzundan sonra da bayrağı, pardon tasmayı kendi eline alan,



Uğruna şarkılar yazılan,



O Devleti tanıyorum.

4 comments:

Özgür Ceren Can said...

çarpıcı bir yazı olmuş, başkalarıyla da paylaşmak istiyorum.

gönenç said...

Teşekkür ederim; duyarlılığınız kadar çarpıcı.

Lô - Lâ said...

gel de silkelenme diyor adeta ..

gönenç said...

Yorumunuz için teşekkür ederim

Post a Comment