Friday, 24 February 2012

(Tiyatro) ROSENBERGLER ÖLMEMELİ



Beğendiğim oyunlar dizisi,



    "Dünya bir Komünizm tehlikesi altındadır ve ne yapıp edip bu şeytani illetten bir an evvel kurtulmalı, görüldüğü yerde başı ezilmelidir."


     Amerika Birleşik Devletleri'nin (ABD) tüm dünyada başlattığı bu Komünizm avı 1950'li yılların başında Amerika'da yaşayan Ethel ve Julius Rosenberg ailesine de vurmuştu. Orta sınıf bir aile olan Rosenberglerin suçlandıkları konu, ABD'nin atom bombası projesini Sovyetler Birliğine gizlice göndermesi iddaasıydı.


    Rosenbergler ölmemeli, Devletin başında konuşlanmış siyasal-askeri aygıtın, kendi iktidarlıklarnın devamlılığı ve uluslararası kapitalizmin mutlak çıkarlarının öncelik olduğu sıcak bir amosferde geçmektedir.


    "Dünya bir komünizm tehlikesi altındadır." ABD çıkışlı bu cümle, Komünizm'in mevcut ekonomi-politiğe doğrultuğu silahın, ve bunun yankı bulduğu toplumsal yükselişinden kaynaklanmaktaydı. "Dünya tehlike altında..." tümcesi aslında uluslar arası Kapitalizmin tehlike altında olması sebebiyleydi.


    "Sovyetlere projeyi verip vermedikleri değil, Komünist olup olmadıklarıdır asıl önemli olan" FBI görevlisinin Rosenbergler ile ilgili bu cümleyi söylemişti.


    ABD başkanının yukarda örneğini verdiğim halka sesleniş konuşmaları, halkı yanına çekme adına toplumsal psikolojik korku politikasını işlemekteydi. Bu da halkı polisleştirmeye itme çözümünde yatmaktaydı.


    "Bizi bombalıyacaklar, hepimizi öldürecekler, ama bunlara gücü yetmez, ABD devleti halkıyla temelleri güçlü ve yenilmezdir, uyanık olun, bunlara göz açtırmayın, bizi bölemezler, ihbar edin, Rosenbergleri elektrikli sandalyeye göndereceğiz, ABD devleti sizle gurur duyuyor, 49 yıldızlı bayrağımız daima dalgalanacaktır."


   ABD başkanının bu sözlerinde Devlet, korku yaydığı bu taktik ile farklılıkların ve çeşitliliklerin susturulmasını, her türlü demokratik talepleri, eleştirileri, solcu kimlikleri, tüm muhalefetin baskı altına alınmasını; ABD hükümetinin düşünceleri dışında başka hiç bir düşünceye izin verilmemesini; Devlet, gizli cinayetleri, işkenceleri ve söylemleri ile sağlamaktaydı.


    Rosenbergler mahkemedeki tüm haklı savunmalarına rağmen sonunda idam edilir. FBI polisinin bile dayanamayıp kurtulmasını istediği Rosenbergler, birbirlerine duyduğu sevgiyi ve birlikte (eğer idam edilmeselerdi) yapmak istedikleri küçük hayallerinden bahsettiklerinde idam saatlerinin sonlarına yaklaşılmış ve oyunun da sonuna gelinmişti.


    Oyun, iktidar ve rekabetin savaşı yükselttiği ve eşitliğe, barışa her seferinde darbe vurduğu dünyamızda, işlediği konu ve etkileyici bitiş selamının da buna özel tasarlandığı "Rosenbergler Ölmemeli" izleyenleri güzel bir tiyatro sanatı ve felsefi perspektif duygalarıyla uğurladı.


       Oyun bittiğinde oyuncular ilk kez karşılaştığım bir selamlama ile bizleri uğurladılar. Selamlama, önce sessizce perdenin son sahnede kapanıp tekrar açılmasıyla başladı. Perde tekrar açıldığında tüm oyuncular perdenin arkasında beklemediğimiz bitiş için dizilmişlerdi. Sonra yükselen alkışlar eşliğinde tümü el ele sahne başına kadar yürüdüler. Sahnenin başında dizili duran oyuncular, selam verecek oyuncuların bir kaç adım öne çıkması gereken durumunda, -verdiği inanılmaz mesajda- aksine diğer tüm oyuncular bir adım geriye gidip selamlanacak oyucuları ortaya çıkardı.


    Rosenbergler Ölmemeli, mutlaka görülmesi gereken iyi bir "tiyatro" oyunudur.

5 comments:

Lô - Lâ said...

maalesef bu tur etkenliklerden uzak kaliyoruz .. keske buralarda da olsaydi .. ve sanat olmemeli bence ..

gönenç said...

Ülkemizde dikkate alınmayan önemli bir boşluk ne yazık ki sanat. Duyarlılığınız dikkate değer. Bulunduğunuz yerde olmamasına da üzüldüm. Umarım amatör de olsa sanatçılar bir yerlerde orada da oyunlar oynuyordur.

Lô - Lâ said...

vardir belkide, yani muhakkak vardir ancak cok kistli keza ..

dusundugunuz kadar duyarli degilim maalesef ..

gönenç said...

Valla nasıl derler, ağzınızı hayrı açın diye bir söz vardır ya. Ah'ınız tuttu sanırım, dün rosenbergler ölmemli oyununun kaldırıldığını okudum.

Lô - Lâ said...

Oysa âh etmemistim ...

Yazik olmus.

Post a Comment