Thursday, 6 September 2012

Bir yudum





    O gün güneş de yoktu; bulut da. Hava ne kararmıştı ne de apaydınlıktı. Ne bir rüzgar çıkmıştı o gün, ne de bir sıcaklık duyuluyordu etrafta. Ses desen, hiç! unutulmuş gibiydi. Boğucu desem, o da değildi. Nefesim, dudaklarımda dolanıp kayboluyordu. Bir şeye mi bakıyordum, yoksa bakmamaya mı çalışıyordum? bunu kestirmek de gerçekten zor olsa gerekti... Neden sonra bir tırnak sesi ile irkildiğimde, kısa saçlı, renkli gözlü, ince parmaklı, küçük dudaklı, yorgun bakışlı bir kadınla karşılaştık masamın tam ortasında. Tekrar vurdu tırnağını masaya. Sonra tekrar. Ve yine. Başımda yankılanıyordu. "Yeter!" diye bağırdım. Durdu. Sustu. "Ne bakıyorsun?" der gibi bana dikti gözlerini. "Ne var?" demeden dilimde yuvarlandı, boğazımdan geriye düştü kelimeler. Çayıma uzanıp bir yudum alabildim sonra. Ve bir sigara yakıp üfleyebildim.

3 comments:

N.Narda said...

Tam orta yerinden güzel bir hikaye gibi başlamış.

g.kytz said...

gerçekten başlamış mı, onu da bilmiyorum :)

N.Narda said...

başladı dersen başlar:)

Post a Comment